Sabır Başarmanın Yarısıdır

Merhabalar,

Bugün sizlere dergi ekibinin kat ettiği yolları ve başarılarını anlatacağım. İlk dergiyi çıkardığımızdan bugüne gerçekten büyük emekler gösterdik. Yeri geldi “Zaman çok kısıtlı nasıl yapacağız?” dedik, yeri geldi “Vay be bu kısa zamanda ne güzel işler başardık.” dedik. İşte şimdi tüm bunları ayrıntılarıyla size aktaracağım.

İlk önce size dergi ekibine nasıl girdiğimi anlatacağım. Akademiye ilk girdiğim zamanlar henüz bir ekibim yoktu ve o sıralar ekiplere alımlar yapılıyordu. Dergi ekibi de tam o sıralarda oluşturuluyordu. Ezgi abla bana dergi ekibinde yer almak isteyip istemediği mi sordu. Ben de dergi konusunda hem çok istekliydim hem de okuldaki topluluğumuzda da dergi ekibinde görev aldığımdan dolayı bu ekibe girmeyi istediğimi belirttim. Böylece ben de bu ekipte yer almaya başladım.

Aslında bu ekip oluşturulduğunda işe nereden başlayacağımızı bilmiyorduk. Daha önce birkaç dergi denenmiş fakat biz daha iyilerini yapmak istiyorduk. Hem içerik hem de tasarım açısından dolu dolu bir dergi çıkarmak kimin hoşuna gitmezdi ki? Biz de işe ilk olarak bir tema belirlemeyle başladık. Ocak ayı derginin ilk sayısı olacağı için temamızı “Başlamak” olarak belirledik ve tüm hızıyla görev dağılımını yaptık. Derginin içerisinde neler olacağı, eğlence köşeleri vs. hepsine karar verildi ve iş tasarıma geldiğinde hiçbirimiz bu konuda ne bir bilgi ne de bir tecrübeye sahiptik.

“Her şeyin mühim noktası başlangıçtır.”

Daha sonra “Öğrendiğimiz her şey geleceğimize bir yatırımdır.” diyerek bilgisayarlarımıza tasarım programı indirdik. Programı indirmesine indirdik, fakat program hakkında hiçbir bilgimiz yoktu. İnanın ilk zamanlarda sayfaya ne bir fotoğraf koyabiliyorduk ne de bir yazıyı kopyalayıp yapıştırma işlemini uygulayabiliyorduk. Bunun sonucunda da ilk ay elimizde sadece içerikler vardı ve derginin çıkmasına 1 hafta kaldığı halde tasarıma başlanmamıştı. Bu noktada devreye Murat abi girdi ve tasarımı bu ay için yapacağını söyledi fakat öteki ay tasarımı tamamıyla bizim yapmamızı istedi.

Ocak ayı dergimiz tasarımının da bitmesiyle ortaya çıkmıştı. İlk dergi olmasına rağmen gerçekten güzel bir ürün ortaya çıkarmıştık. Fakat şimdi önümüzde şubat ayı dergisini çıkarmak vardı ve tekrardan tema, içerikler ve tasarım için konuşulması gerekiyordu. Tekrardan bir toplantı düzenledik ve bu toplantıda içerik ve tasarım ekibi olmak üzere 2 ayrı ekip oluşturduk. Ben ve Barlas tasarımda görev almak istediğimizi belirttik ve ilk tasarım üzerinden denemeler yaparak program hakkında biraz daha bilgi sahibi olduk.

Şubat ayı dergisi için tasarım ekibi olarak ilk önce temaya uygun kapak tasarlamaya çalıştık. Kendi aramızda kapak tasarımlarının gayet iyi olduğunu düşünüyorduk ki Murat abi bize bu tasarımların hiç de bizim gördüğümüz kadar güzel olmadığını söyledi ve büyük şok geçirdik. Bunun üzerine daha çok çalıştık ve yeni fotoğraflarla farklı kapak tasarımları denedik. Bu sırada içerik ekibi de içeriklerin büyük kısımlarını oluşturmuştu. En sonunda ortaya farklı bir resim bularak çıkardığımız dergi kapağı beğenildi.

Derginin kapağını oluşturduğumuzda artık tüm içerikler hazırdı ve bizi zorlu bir tasarım bekliyordu. 10 gün kadar bir zamanımız vardı. Bunun üzerine Barlas’la içerikleri paylaşarak tasarımları oluşturmaya başladık. Bazı sayfaların tasarımına eski tasarım üzerinden devam ettik. Bazıları için ise yeni tasarımlar bulduk. Tasarımı çok güzel yaptığımızı düşünerek dergiyi tamamladık ve son düzenlemeler için ertesi gün derginin satışa çıkacağını da hesaba katarak Murat abiye dergiyi gönderdik. Fakat tekrardan yeni bir şok geçirmiştik. Murat abi derginin tasarımının güzel olmadığını, çok fazla yazıya boğulduğunu söyleyerek; dergiyi ertesi güne yetiştirmek için dergi tasarımı üzerinde 12 saatten fazla zaman geçirerek hiç uyumadan dergiyi bitirdi. Bu durum bize bir tokat gibi gelmişti ve bir sonraki ayın dergi tasarımı için biraz hırslandırmıştı.

“Yapabileceğimiz her şeyi yapsaydık, buna kendimiz bile şaşırırdık.”

Mart ayı geldiğinde artık belli bir düzen oturtmuştuk. Tek sıkıntı tasarımı fazlasıyla iyileştirmekti ve bu ay onu da başarmıştık. Tasarımı bitirip Murat abiye yolladığımızda geçen aya oranla daha iyi olduğunu ve düzenlemesiyle daha az uğraştığını söylemişti. Bu durum hepimizi çok mutlu etmişti ve artık tasarım olayını daha üst seviyelere taşıyabileceğimizin özgüveni oluşmuştu.

“Başarı azim gerektirir, azim ise irade. Bazı hedefler, başarısız olmaya da değer. Gerçek başarı, başarısız olma korkusunu yenebilmektir.”

Şimdilerde bu geçtiğimiz sürece baktığımda ortada ciddi anlamda büyük bir başarı görüyorum. Bunun en büyük etkisi de arkadaki ekip desteği. Eğer böyle bir ekip desteği görmeseydik belki de ilk çıkardığımız dergiden sonra diğer sayılar çıkmayacaktı. Belki de başarısızlıklarımız eleştirilmek yerine yadırgansaydı, şuan ki 9 kişilik ekip var olmayacaktı. Böyle bir ekibin içinde olmaktan bir kez daha mutluluk duyduğumu belirtmek isterim ve başarının hiçbir çaba sarf etmeden ve eleştirilmeden oluşmayacağını bilmenizi isterim.

“Tüm bunları yapabilirdik ve yaptık.”

İşte bizim başarı hikayemiz bu şekilde gerçekleşti. Umarım, sizin örnek alacağınız bir yazı olmuştur.

Asla ve asla “SABRETMEKTEN VAZGEÇMEYİN!”


Like it? Share with your friends!

0