İyi bir sistem içerisinde bulunmak, o sistemin parçası olmak istiyorsak hangi adımda nelerle karşılaşacağımızı bilmemiz gerekir.

Bu adımları ve gerektirdiklerini tüm ekip bilmeli ki oraya gerçekten de ait olduklarını hissedebilsinler. Bir araya geldik geleli böyle bir sistem içerisinde olmaya çalıştık. Olan biteni ekip içerisinde konuşabilmeye özen gösterdik. Bizim için iş yapmaktan daha önemlisi ekibin aynı heyecanı paylaşabilmesi ve enerjisi. Herkes için en iyisi olaması için ara ara ekibe yeni üyeler geldi gitti. Yaptıklarımız kesinlikle doğru sonuçlar verir demiyoruz bizlerde deneyimleyerek öğrenmeye çalışıyoruz. Biz öğrenirken sizlerinde bizlere eşlik etmesini istedik sadece.

Önceki yazımda ekip olmanın evrelerine değinmeye çalışmıştım. Ekip olarak aynı anda tüm evreleri yaşamaya çalışıyorduk. Gün içerisinde birbirimizi tanımaya çalışırken ürün üretmeye çalışmak, ekibe ait olup olmadığını fark etmeler ve kopuşlar.

Soruma ve cevabın devamına geri dönelim.

” Bir ekip çalışmasında kendini oraya ait hissetmeyen, etkin olmayan kişiler için neler düzenlenmeli onların enerjisini oraya dahil edip verimliliği nasıl arttırabiliriz?

Soru: Kişiler neden tam olarak ekibe katılamıyor yada benimseyemiyor?

Murat Bilginer:  Öncelikle kişilerin geliş amacı bunu belirlemiş olabilir.Farklı bir şey bekliyor olabilirler yada samimi bir ortam yerine işlerin daha katı yürütüldüğü yani görev verildiği zaman geri dönüş vermeyi seven kişiler olabilir.Bazı arkadaşlarda isterler ki sevgi saygı çerçevesi içerisinde bir iş yapalım hemde eğlenelim isterler. Bu ortamı severler. Mesela X kişisin bu ortamı sevmesi gibi ortama daha çabuk ısınması, iletişim kurmaya çalışması, kendini geliştirmeye çalışırken ortama adapte olması. Yada diğer bir kişiyi ele alırsak; sadece iş verilir görevini yapar ve geri çekilir.Ayriyeten iletişime geçmek için çaba harcamayabilir. Bu aşamadaki kopmaları doğal karşılayıp bu kişiyi kesin kazanmalıyım düşüncesinden kurtulmak gerekir. Bir takım lideri herkesi kazanmak zorunda değildir. Kimin takıma uyup kimin uymadığını iyi sezebilirsen hem sen yıpranmamış olursun hem de ekip olmayı isteyen kişilere vermen gereken enerjiyi verebilmiş olursun. Ekibe kazandırabileceğini  ama çekingen olan birini hissettiğin anda ayriyeten iletişime geçip seninle konuşabileceğinin güvenini verirsin. Bütün bunlar kişiyi gözlemleyebilmek ile alakalı şeyler. Ama herkesi ekibe dahil etmeye çalışmak çok doğru bir süreç değil.Herkesi kazanamazsın ve bir kere bunun farkında olacaksın. Bazısı ister, o isteyenin üzerine gideceksin.İstemeyen arkadaşa da yoluna bakabilirsin diyebilmek lazım. Bu profesyonel iş dünyasında önemli bir şeydir. İstemiyorsa bir kişide ısrar etmenin anlamı yok. Çünkü sen enerjini ve kaynağını sana getirisi olmayacak bir kişi üzerinde harcayarak hem bir şey elde edemiyorsun hemde kaynağını harcamış oluyorsun. 2 defa kayıptasın ve bu arkadaş dönmüyor, mutlaka gidiyor. Sen bir ayda çabalasan iki ayda çabalasan gidecek.(Bu söylediğinin böyle olamayacağını ispatlamak için çok uğraşmıştım ve sonuç denilen gibi olmuştu. Bende deneyimleyerek tecrübe etmiş oldum.)Bir kere denersin şansını belki iki kere ama kendi kaynağını çok tüketmemen lazım.Çünkü sen önemlisin takım kaptanısın. Yapmak isteyen katılmak isteyen herkesi orada tutmak ile yükümlüsün. Diğer tarafla fazlaca uğraşarak bu sefer olmak isteyen arkadaşların hakkına girmiş oluyoruz.Bunu hiçbir zaman yapmamak lazım. İki durumdaki dengeyi sağlayabilmek için araştırma yapmaya devam etmeli ve arkadaşlarını bir daha takım kaptanı gözü ile değerlendirmeli. Çıkarımlarda bulunup yapılabilecek bir şey var ise ondan sonra yapmaya çalışılmalı. Her şey  karar vermekle alakalı.  

Sizlere mentörlük eğitimimde öğrendiklerimin bir kısmını aktardım. Mentörlük yazı dizimi sayın Murat Bilginer’e ithaf ediyorum. Verdiği bu güzel bilgiler ve deneyimleme imkanı sağladığı için minnettarım. 🙂


Like it? Share with your friends!

1